Merhaba

bioÖnceleri sadece tatil için gittiğim Bodrum’a yerleşme kararımla birlikte değişen hayatımın kısa hikayesini dinlemek ister misin?

İstanbulluyum. Üniversitenin İtalyan dili ve edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra ilk iş deneyimim olarak gazete ve dergi dünyasına adım attım. Çeşitli dergilerde çevirmenlik ve muhabirlik görevlerinde bulundum. Kısa bir süre özel bir televizyon kanalında asistanlık yaptım. Daha sonra rüzgar beni tekstil dünyasına yönlendirdi ve İtalyan piyasasına denim ürünler üreten firmalarda çalıştım.Ve 2006 yılında tüm kariyerimi bırakıp evlenerek Bodrum’a yerleştim. Hani şu herkesin adını duyunca ağzının sularının aktığı Bodrum! Kiminin cenneti kimine cehennemdir ya işte Bodrum da ilk yıllar benim cehennemimdi. Oysa ki lisede tatil için arkadaşlarımla geldiğim yıllarda cennetin yeryüzündeki adresi olmalı diye düşünürdüm. Ama tabii ki bir yerde tatil yapmakla aynı yerde hayatını sürdürmek birbirinden çok farklı.

Bodrum’daki hayatımın başlangıcı talihsiz bir olayla başladı. Evlendikten çok kısa bir süre sonra babamı bir gecede ansızın kaybedince zaten adapte olmaya çalıştığım Bodrum’daki yavaş hayatım giderek kabusum oldu. Asosyalleşmiştim. Hiçbir arkadaşım,çalacak kapım yoktu. Kendimi yaptığım çevirilere gömmüştüm ve manevi olarak İstanbul-Bodrum arası bir yerlerde sıkışmış gibi hissediyordum. Aslında bloggerlık serüvenim ilk 2006 yılında Bodrum’a yerleşmemle başlamıştı ama maalesef babamın vefatının ardından yaşadığım uzun yas dönemi ve Ege’nin bir kasabasındaki yeni yaşamıma adaptasyon çabaları büyük bir hevesle başladığım blogumu yarıda bırakmama neden oldu. Bir süre sonra İstanbul’a gidince kendimi oraya da ait hissetmemeye başladım. Bodrum’a dönünce de İstanbul hep aklımın bir köşesindeydi. Bodrum’daki ilk 4 yılım böyle sürüncemeyle geçti diyebilirim. Taa ki 30’lu yaşların ortasında hormonlarımın “bebeeeek bebeeeeeek” diye bedenimi ele geçirene kadar.

İlk önceleri kendimi sık sık çocuk kıyafetleri satan mağazalarda bulmaya başladım. Gidip ordaki kız ve erkek bebek kıyafetlerini inceliyordum ve mağazada alışveriş yapan annelerin bebeklerini seviyordum. Bir çocuğun sorumluluğunu almanın ne kadar büyük bir iş olduğunu bildiğim için kendime hep engeller koymuştum. Şu olsun şundan sonra düşünürsün,onu tamamla ondan sonra bir gün belki gibi..Ama bu engellerin kafamda sonlanacağı yoktu ve zaman ilerlemeye devam ediyordu. Ve bir gün hiç de beklemediğim bir anda kızım gelmeye karar verdi.

defne cicekHayallerimi, gezmeyi tozmayı,sevdiğim şeyleri yapmayı bir süreliğine rafa kaldırdım. Tıpkı Bodrum’a ilk yerleştiğimde yazmaya başladığım bloğuma ara verdiğim gibi. Bence o zaman doğru olan buydu çünkü gurbette tek başına bebeğini büyütmeye çalışan bir anneydim. Bebek bakımı dışında kalan çoğu şey o zaman lüks kavramına giriyordu benim için. O süreçte blogger dünyasına geri dönmenin fazla zamanımı alacağını düşündüğüm için Facebook’ta Bodrum’da yaşayan benim gibi annelerin beyin fırtınası yaparak çocuklu hayatı daha kolay yaşayabileceklerini düşündüğüm “Bodrum’un anneleri” adlı sayfayı kurdum.

Artık bebeğim büyüdü ve kendi işini kendi görmeye başlayan okullu bir çocuk olduğuna göre ben tekrar “ben” olmaya dönebilirim diye düşündüm. Ve kendime format atmanın en iyi yolunun yeniden blog dünyasına dönmek olduğunu düşündüm.

Bodrum’da anneliği öğrenen bir insan,bir dünyalı olarak işte benim hikayem..

Mammaturca

(Visited 88 times, 1 visits today)
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir