Bodrum annesi İstanbul annesine karşı

İstanbul maalesef oradan ayrılırken bıraktığım İstanbul gibi değil artık. Kalabalığını,trafiğini geçtim bir de son yıllarda bu kaosa “kentsel dönüşüm” denilen betonlaşma kavramı girdi. Her mahallede sokak başına 3-5 şantiye düşer olmuş. Zaten tıkalı caddelerden kaçabilmenin tek yolu olan ara sokaklar da bitmiş durumda. Bodrum’a ilk yerleştiğimiz yıllar bir fırsat çıksa da gitsem dediğim memleketime şimdilerde gitmemek için on takla atıyorum. Ve artık oraya tek gitme sebebimiz var o da aile ziyaretleri.

Tabii ki çocuk öncesi İstanbul’a gitmek için bir sırt çantası hazırlamak yetiyordu ama çocuktan sonra ona ayrı valiz kendime bir sırt çantası şeklinde seyahat etmek farz oldu. Bebekken bir de puset sorunsalı vardı ki gerçekten fıtık olmamak mümkün değildi. Bir süre sonra bezi ve puseti kullanmaktan vazgeçince İstanbul seyahatlerimiz daha keyifli olmaya başladı. Ama aynı şeyi maalesef İstanbul’daki çocuklu hayatımız için söyleyemeyeceğim.

Bodrum’da giyimden alışverişe her alanda rahat ve yavaş yaşimageamaya öyle alışmışız ki büyükşehir hayatına uyum sağlamak öncelikle bir kaç günümüzü alıyor. Uyum sürecinden sonra dışarı çıkmaya karar verdiğimiz ilk an önümüze merdiven sorunsalı çıkıyor. Aile evinin bulunduğu apartman merdiven yönünden epey zengin olduğu için kızım bebekken o merdivenleri aşmak bir dağcının zirve yapması kadar beni yoruyordu. Merdivenlerden sonraki aşama olan asansöre sığma çabaları ayrı bir konu. Çapraz koyarsın sen giremezsin,yan koyarsın kapı kapanmaz vs. Sokağa inmeyi başardın ve araban yoksa şimdi de bir ulaşım aracına ihtiyacın var. İçi konserve misali insanlarla tıkıştırılmış minibüsleri ve otobüsleri bebekli bir kadın için en son çare olarak düşündüğümden taksi çağırırız ama ne hikmetse ne yaz ne de kış o durakda bir taksi olmaz. Caddeye çıkıp bir taksi bulabilmek ise dakikalar sürer. Ve tabii ki şehirlerin en büyük sorunu trafik. Trafikte beklerken çocuğu oyalamanın incelikleri de ayrı bir yazı konusu. Hadi gideceğin yere varmayı başardın,çocuk pusetiyle arabaların işgal ettiği kaldırımlardan slalom yaparak ilerlemeyi başarırsan şanslısın!

imageBodrum’da eğer arabanız varsa bu tür engellerin hiçbiriyle karşılaşmadığınız gibi bir de ne kadar sürede istediğiniz yere gidebileceğinizden eminsinizdir. Ama arabanız yoksa özellikle pusetli anneler için Bodrum’da toplu taşıma çok da kolay değil tabii ki. Her ne olursa olsun Bodrum’daki düz ayak hayatın çocuklu yaşama katkısı büyük. Düzayak ev,düzayak bahçe,düzayak park. Fakat Bodrum’un off road tadında asfaltsız ve taşlı yollarında çocuk arabasını ittirmekte epey uzmanlık kazandığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Çocuk arabası seçmek bu nedenle epey vaktimizi almıştı. Şehirlerin kaymak kıvamındaki asfatlı yollarında çocuk arabasını kullanmak elbette daha keyifli ve kolay.

Bodrum’da ve İstanbul’da çocuğu dış aktivitelerde oyalama mevzusu da birbirinden epey farklı. İstanbullu annelerin güzel havalarda tercihi eğer şanslılarsa ve evlerine yakın bir park varsa çocuğu oraya götürmek. Ama beton kente dönüşen şehirde çocuklar için düzgün bir park bulmak çölde su bulmak kadar güç. Durum böyle olunca da şehirli anneler egzosu bol bir caddede puseti aşağı yukarı gezdirmeyi de “çocuğa hava aldırmak” kategorisinde değerlendirebiliyorlar. Hava yağışlı ise tek yol alışveriş merkezlerinden geçiyor. Oysa çocuğun avmlerde yüklendiği elektrikle eve döndüğünde bu gezinin ona ve annesine ne kadar fayda sağlayacağı tartışılır. Bodrum’da ise anneler “çocuğu havalandırma” konusunda elbette daha şanslılar. Sahiller yaz/kış çocukların en keyif aldığı yerler. Bodrum’da azımsanmayacak miktarda çocuk parkı var ve evden pusetle çıkan anne soluğu evine en yakın parkta alabiliyor. Sonbahar ve ilkbahar aylarında ormanlarda doğa yürüyüşleri ve piknikler çocukların en sevdikleri dış mekan aktiviteleri. Kışın yaşanılan sayılı yağmurlu günlerde de yağmur botlarını geçirip dışarı da vakit geçirmek ayrı bir keyif. Herşeyden daha önemlisi de hava temiz,oksijen bol.

imageHep Bodrumlu anne mi şanslı? Tabii ki hayır. İstanbul’da bir annenin bence en zorlanmadığı nokta çocukla dışarıdayken bakım odalarına ve çocuk dostu menülere daha kolay ulaşabilir olması. Dışarıda gidilen mekanların büyük bir bölümünde çocuk bakım odaları ya da olmasa bile tuvaletlerinde alt değiştirme üniteleri bulunuyor. Çoğu restoranlar ve hatta büyük mağazalar mekanlarının bir bölümünü çocuk oyun alanlarına ayırmış durumda. Ya da bir alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldığınızda çocuğunuzu güvenle teslim edebileceğiniz saatlik çocuk oyun ve bakım merkezleri bulunuyor. Böyle olunca da şehirli annelerin işleri biraz daha kolaylaşıyor.

Ben kendi payıma her İstanbul ziyaretimizde bu farklılıkları görünce Bodrum’da anne ve çocuk olmanın güzelliğini bir kez daha anlıyorum.

(Visited 76 times, 1 visits today)
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir