Yeter ki sağlık olsun (Bir havale hikayesi)

imageAnne-kız hırlaşmaları son günlerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Hoşumuza gitmediği durumlarda birbirimize pençelerimizi gösterir olduk. Bunlar ergenlik döneminde yaşanmıyor muydu?Daha o döneme çok var diye rahat rahat dolanırken Defne “benim bedenim,benim kararım” hallerine çoktan girdi bile. “Onu giymem,bunu sevmem,ben onu bebekken yerdim şimdi ağzıma sürmem…” Bazen durumu nasıl kontrol altına alabileceğimi düşünmek için askeri strateji uzmanı hassasiyetinde davranmam gerekiyor. Bazen de daha bunun ergenliği var diye düşünüyorum. Ve başıma ağrılar giriyor. Sonra akşam o uykuya daldığında masumiyetinde kaybolup ne kadar saçma şeyler yüzünden gerildiğimizi farkediyorum. Kendime kızıyorum. Ve aklıma onu sonsuza dek kaybetmeye çok yaklaştığımız o kabus gün geliyor.

Defne 2 yaşını biraz geçtiği bir dönemde havale geçirdi. 16. aya kadar emzirdiğim dönemde nadir de olsa ateşlenmeleri oluyordu. Hatta bazı ateşlerde 40 dereceyi gördüğümüz bile olmuştu. Havale geçirmeden önce ateşlendiği zamanlarda gayet sakin bir şekilde ılık kompres,çırılçıplak soymak,bol sıvı içirme yöntemleriyle birkaç günde ateşi kontrol altına alabiliyordum. Ama işte o gün birşeyler ters gitti.

Yılbaşından birkaç gün önceydi. Gece sürekli uyanıp ağlamalarından hafif ateşi olduğunu anladım,soydum. Su içirdim ve uyumaya devam etti. Sabah olunca çok erken bir saatte uyandı ve çok huysuzdu. Hiçbir şeyden memnun olmuyordu,ne yatmak ne oturmak istiyordu. Ateşi düşmemişti, 37,5 civarlarındaydı. Ben önce kahvaltı ettirip sonra duruma göre bakalım diye düşünürken babasının kucağında birden kaskatı kesilerek bilincini kaybetti. Bunu yazarken bile zorlanıyorum,o sahneyi gördüğümde neler hissetiğimi tahmin edebilirsiniz sanırım. Babası kendi küçüklüğünde birden fazla havale geçirdiği için her ateşi çıktığında duruma çok hassas yaklaşıyordu. Ve kendi çocuğu birden kollarında öyle bilinçsiz bir şekilde kalınca çok panikledi. Ben aslında etrafımda insanlar varken bu tip durumlarda tam anlamıyla paralize olurum ama hayatımda daha önce hiç yaşamadığım böyle bir durumda ne yapacağıma hemen karar vermem gerekiyordu. Babasının kollarında giderek morarmaya başlamıştı. Hemen yere yatırdık. Dili boğazına yapışmasın diye yan yatırdık ama morarma geçmedi ve hala baygındı. Eşim ağzına parmağını sokup dili boğazına kaçmışmı kontrol etmeye çalıştı ama ağzı adeta kilitlenmişti. Eşim hemen ambulans çağıralım dedi ama ambulansı beklemek bence tam bir kumardı. Konacık’ta oturuyorduk ve Alman Hastanesi 5 dakikalık mesafedeydi. Ambulansı boşver hemen arabaya atlayalım dedim.

Ani ateş sıçramaları,genetik yatkınlık varsa aman dikkat

Üstümüzde pijamalar ve terliklerle evi kapatıp kapatmadığımıza emin bile olmadan hemen hastaneye gitmek için yola çıktık. Kızım kollarımda oyuncak bebek gibi cansız bir şekilde duruyordu. Morarma dudaklarının çevresinden yanaklarına geçmişti. O kadar çaresiz ve o bir kadar daha çaresizdim ki!!!Bir yandan dualar edip imageAllah’a yalvarıyordum bir yandan da eşimi kaza yapmaması için sakinleştirmeye çalışıyordum ve o sırada tam olarak nerden aklıma geldi hatırlamıyorum ama Defneyi dizlerimin üzerine yüzüstü yatırdım ve sırtına sert bir şekilde bir kaç kez vurdum. Birden öksürdü ve arabanın koltuğunda büyük bir tükürük birikintisi gördüm. Hemen yüzüne baktım gözleri hareket ediyordu ve bilinci yerine gelmişti ama yarı baygındı. Biz de o sırada hastaneye varmıştık. Hemen acil doktoruna durumu anlattık. Perişan halimizi gören hemşireler bizi odadan çıkardılar ve hemen kızımıza müdahale ettiler. Doktor bir süre sonra odadan çıkar çıkmaz durumunu bize anlattı. Biz evde ölçtüğümüzde 37,5 olan ateş çok kısa sürede 40 dereceye çıkınca Defne’nin vücudu bu ani ısı artışını kaldıramayarak bir nevi şalterleri kapatmış ve bayılmış. Ani ateş yükselmeleri havalenin başlıca sebeplerindenmiş. Bir diğeri de genetik yatkınlık. Babanın havale genleri kızına da geçmiş. “Kötünün iyisini atlattınız.” dedi doktor. “O ne demek?” diyince hayatımızda artık bir “havale” gerçeğinin olduğunu öğrendik. “2 tip havale var. Biri nedensiz ortaya çıkan diğeri de ateş kaynaklı geçirilen cinsten. Sizin ki ateşe bağlı havale. O yüzden 5 yaşına kadar ateşli olduğu durumlarda hassas davranacaksınız.” diye ekledi. Ateşsiz havalenin nörolojik kaynaklı olması yüksek ve daha riskli. Bu tespit bizi biraz avutsa da aklım Defne’deydi. Zaman kavramımızı yitirdiğimiz için kaç dakika baygın kaldığını tam olarak doktora söylemedik. Bana saatler gibi gelmişti ama sanırım 3-5 dk arası bir süreçti. Baygın ve havasız kaldığı süreçte beyninin hasar görme riski bizi ayrı endişelendirdi. Bir süre sonra sayıklayarak gözlerini açtı ve ortamı görünce biraz afalladı. Nerede olduğunu şaşırdı. Birşeyler mırıldandı ama kendinde mi değil mi anlayamadık. Bir süre okşayıp sakinleştirdikten sonra tepkisini ölçmek için o zamanlar hiç hoşuna gitmeyen bir şarkıyı söylemeye başladım. Incy wincy spider’ı nedense duymayı pek sevmiyordu. Birden kafasını sağa sola salladı şarkıyı söylememi istemediğini belli ederek. İşte dünyalar benim oldu tekrar. Benim Defnemdi. Tüm huysuzluklarıyla, tatlılıklarıyla, mimikleriyle,bakışlarıyla. Çok şükür ki aramızdaydı. Allah düşmanıma bile evlat acısı yaşatmasın. Hastaneye uzak bir yerde oturuyor olsaydık ya da uykudayken havale geçirmiş olsaydı…Bu soruları aylarca kafamdan atamadım.

Ve bu kabus günden sonra annelikte zorlandığım zamanlar bazen aklıma o baygın halleri geliyor. Sonra bir silkinip “kendine gel,bunlar geçici şeyler,yeter ki sağlık olsun!” diyorum. Yeter ki sağlık olsun.

Mammaturca

(Visited 173 times, 1 visits today)
0

Yeter ki sağlık olsun (Bir havale hikayesi)” üzerine 4 düşünce

  1. selen

    Sizi o kadar iyi anlıyorum ki ağlayarak okudum yazınızı bende şuan 5 yaşında olan oğlumda ateşsiz havaleyi 3 kez yaşayanlardanım.
    Tekrar çok çok geçmiş olsun.
    Hiç kimseyi allah evladıyla sınamasın.

    Yanıtla
  2. birsen güven

    Bugün tesadüfen karşılaştım blogunuzla. Ben artık çoook kocaman bir kız annesiyim. Yani yaşadıklarınızı yaşayalı asırlar oldu. Fakat anlatım diliniz bana keyif verdi. İzninizle sizi takip edeceğim.

    Yanıtla
    1. Mammaturca Yazar

      Birsen Hn hoşgeldiniz. Siz yolu yarılamışssınız,ne güzel. Ben daha acemi anne sayılırım.Sevgiyle kalın:)

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir