KREŞ İŞLEVLİ SİNEMA SALONLARI

Ailecek çizgi filmleri severiz. Sevdiğimiz için de bazı özel çizgi ve animasyon filmleri sinema salonunda seyretmekten kızım kadar biz de keyif alıyoruz. Ama durum her zaman böyle olmuyor. Bazen sırf o istiyor diye, içeriğini uygun bulduğumuz çocuk filmlerini seyretmesi için sinemaya pek de gönüllü olmadan götürüyoruz. Ve filmin konusu ya da karakterleri ilgimi çekmiyorsa o zor geçen 2 saatlik sürede sıkıntıdan hayatımı gözden geçiriyorum:) Bu hafta sonu gittiğimiz sinemada önümüzdeki 2 saati salonda nasıl geçirsem diye düşünürken daha önce bir kaç kez daha şahit olduğum tuhaf durumla karşılaştım. Defne sinema sonrası park keyfi yapmak istedi. Orada karşılaştığım ve çocuğuyla sinemadan yeni çıkan bir anne arkadaşımdan da benzer gözlemleri duyunca az sonra anlatacaklarımın bir tek benim karşılaştığım bir durum olmadığını anladım.kids-watching-movie-in-theater (1)

Sinema biletlerini alan anne ya da babalar çocuklarını sinema salonundaki koltuğa yerleştirip mısırını ve suyunu verdikten sonra film başlamadan sinema salonunu terk ediyorlar. Yanlarından ayrılmadan önce reklam arası olduğunda yerlerinden kıpırdamamalarını ya da daha küçük çocuklarsa sinemaya anne-babanın girmesinin “yasak” olduğunu söyleyerek salondan çıkıyorlar. Çocuklar sinemadayken anneler alışverişlerini yapıyor (çıkışta ellerindeki mağaza poşetlerinden anladım) ya da arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlar. Hele bugün bir de 8-9 yaşındaki çocuğa emanet edilen 3-4 yaşlarındaki iki ayrı çocuğu görünce artık ne kadar şaşırmış olabileceğimi siz düşünün. Çocuklardan bir tanesi film başladıktan 10 dakika sonra “Anneee, annneeeaahhhh!!” diye ağlamaya başlayınca salonda ilk arıza çıkmaya başladı. Çocukların emanet edildiği 9 yaşlarındaki büyük çocuk ne yapacağını şaşırdı ve sakin duran diğer arkadaşını/kardeşini sinema salonunda yalnız bırakarak ağlayan çocuğu annesinin yanına götürdü.10 dakika sonra sinemada yalnız kalan çocuğun yanına geri geldiler. Reklam arası olduğunda ben hemen ebeveynlerinin dışarıda olup olmadığını kontrol ettim ama ortalıkta kimse görünmüyordu. Salona da çocuklarını kontrol etmeye hiç bir yetişkin gelmedi. Çocuklar ara boyunca salonun altını üstüne getirdiler. Benim gibi çocuklarının yanında olan bir kaç anne şaşkınlıkla olanları izledik.

Daha önce yaşadığım başka benzeri bir olayda da yine sinemada 8-10 yaşlarındaki abisinin yanına emanet edilen 3-4 yaşlarındaki bir çocuk mısır yerken birden boğazına takıldı ve öksürmeye başladı. Yanlarında su yoktu. Abisi kendini o kadar filme kaptırmıştı ki kardeşinin hırıltılarını duymuyordu. Yanımdaki suyu çocuğa verince dakikalar sonra anca kendine geldi. Bu çok daha vahim bir olayla da sonuçlanabilirdi. Ara olunca çocukları kontrole gelen annesine biraz öfkeyle durumu aktardım o da ne yaptı dersiniz? Çocuğun abisine su almadığı için kızdı. Karakolluk olmamak için oradan hızla uzaklaştım.

Pedofili, çocuk tacizi vakaları her gün artarken Dünya bizim çocukluğumuzdaki kadar güvenli bir yer mi?

Bilet fiyatları Türkiye’de pahalı. Hele 2-3 çocuğunuz varsa biletiyle,mısırı ve suyuyla minimum 60-70 TL’yi gözden çıkaracaksınız. Bir de kendime bilet alıp bütçeyi iyice delmeyelim diye two-kids-scary-3-d-movie-11017796düşünerek belli bir yaş üzerinde çocukları salonda bırakıp film bitene kadar kapıda ya da kapıya yakın bir kafeteryada bekleyebilirsiniz. Reklam arasında ihtiyaçları var mı diye kontrol edip tekrar yerlerine yerleşmelerine yardımcı olabilirsiniz. Sizin insiyatifinize kalmış. Ama çocukları film başladığı anda salona bırakıp bitene kadar salona uğramayan ebeveyn rahatlığını ben anlayamıyorum. Sinema salonunu bildiğiniz bir kreş olarak kullanıyorlar.

Öncelikle salondaki filmi izlemeden içeriğinden haberdar olunamayacağı için çocuğun ne tür görsel bir şiddete maruz kalıp kalmayacağını umursamıyor olabilirler. Çocukların bu ülkede ne büyük ölçüde cinsel istismara uğradıklarından, pedofiliden de haberleri yok diyelim. Peki, bu çocuğun reklam arası verilen 10 dakikalık süreçte salondan uzaklaşabileceğini ya da başka kötü niyetli birileri tarafından kaçırılabileceğini de mi düşünmezler? Daha geçenlerde büyük şehirlerden birindeki alışveriş merkezinde sadece öz güveni gelişsin diye babasının tuvalete yalnız başına gönderdiği 7-8 yaşlarındaki bir erkek çocuğunun tecavüze uğradığını okudum. Maalesef hemen hemen her gün okuyoruz bu tür haberleri. Bizler çocukluğumuzda evden iki üç sokak ötede bakkala ekmek almaya gönderilirdik ya da hava kararıncaya kadar sokaklarda oyun oynardık, bisikletle kilometrelerce ötedeki arkadaşımızı ziyarete giderdik. Ama dünya öyle acımasız bir yer haline geldi ki bu özgürlüğü çocuklarımıza nereye kadar yaşatabiliriz artık bilemiyorum. Her anne babanın kendi adına verebileceği bir karar. Artık türlü kötülüklerin etrafımızda kol gezdiği bu devirde çocuğa öz güvenini geliştirecek seçenekler sunarken ona hissettirmeden bir şekilde takipte olmamız gereken bir zamanda yaşıyoruz. Bizim işimiz anne-babalarımızın ebeveynlik dönemlerinden daha da zor. Çünkü şimdilerde çocuklarımızın internet ortamındaki hayatlarını da takip etmemiz gerekiyor. Konu sinema salonlarından sanal dünyaya geldi ama bunu paylaşmadan bitirmek istemedim. Daha önce bu videoya hiç rastladınız mı bilmiyorum? Çocuğunuzun bilmediğiniz yabancı ortamlara gitmesine izin vermeyerek onu koruduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Ama asıl felaketin çocuğunuzun elindeki tabletten ya da odasındaki bilgisayardan gelebileceğini düşündünüz mü?

 

(Visited 279 times, 1 visits today)
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir