Annelere özel hafta sonu: Pazartesi

tired
Yılbaşı nedeniyle verilen uzun hafta sonu tatili sonrası eski çocukluk anılarıma geri döndüm. Çocukken biri bana çıkıp “Bak,ileride Pazartesi’yi çok seveceksin!” deseydi bön bön bakardım suratına.

Çocukluktan beri nefret ederdim Pazartesilerden! Pazartesi okulun ilk günüydü. Sanırım bunda ilkokul öğretmenimin payı büyüktür. Şiddeti bol, merhameti az bir kişiydi kendisi. Okula gitmek o zamanlar doğal olarak benim için pek de sempatik gelmezdi. Hiçbir fiziksel şiddeti olmamıştı bana karşı, ama arkadaşlarıma şiddet uyguladığını görmek bile yetiyordu. Neyse ki son sınıfta yaşından dolayı emekli ettiler de yeni gelen dünya tatlısı Jale öğretmenim bana okulu o son bir yılda sevdirmeyi başardı.

image1Yine de her öğrenci gibi hafta sonlarının gelmesini iple çekerdik kardeşimle. Hafta sonu geldiğinde ise annem biz iki kardeşi eğlendirebilmek için elinden geleni yapardı. Ama pazar günü ilerleyen saatlerde annemin yüzünde yorgunlukla beraber Aliye Rona tadında hafif bir memnuniyetsiz ifade belirirdi. Hatta bazen çocuk aklımla düşünmeden edemezdim “Annem bizi sevmiyor mu acaba, neden keyifsiz görünüyor?” diye. Pazar akşamı banyo zamanımızdan sonra son bir enerjiyle okul kıyafetlerimizi hazırlar ve sanki Pazartesi’nin gelişine bizden çok sevinir gibi gelirdi bana. Pazartesi sabah servise binmek için bizi uğurlarken annemin yüzünde gördüğüm o ifade, ona ait yaşam alanını terk eden işgalcilerden kurtulmanın bir nevi mutluluğu gibi bir şeydi işte.

Yıllar geçip de iş hayatına girince Pazartesiler ayrı bir anlam daha kazandı benim için. Hafta başları trafik, toplantılar, koşuşturmalar ve teslim edilmesi gereken işler demekti. Pazar öğleden sonra hafta başının gerilimini hissetmeye başlardım. Keşke hafta Pazartesiden başlamasa diye düşünmeden edemezdim. Aynen ilkokul yıllarımdaki gibi, çalışırken de Pazartesileri hiç sevmedim :/

Pazartesi neydi?

IMG_4116Anne olduktan sonra çalışmaya ara verdiğim için günlerin, ayların takibini eskisi kadar yapamaz oldum yoğunluktan. Ne de olsa “acemi anne kafası” başka şeylerle meşgul olmak zorundaydı. Kaçta emdi, bir sonra hangi memeyi verecektim, niye bu kadar iştahsız, uyku eğitimi versem mi vermesem mi, katı gıdaya neyle başlayayım, bir saniye yahu ben iyice damızlık ineğe dönüştüm galiba beni emzik yerine kullanmaya başladı iyice, vs…Hangi gün, aylardan ne, ayın kaçı, bu bilgileri sadece rutin çocuk doktoru ziyaretlerinden ve aşı takviminden takip edebiliyordum. Kız biraz büyüyünce ve özellikle anaokuluna başladıktan sonra zaman kavramım yeniden geri gelmeye başladı. Artık kendime vakit ayırabilmeye başlamıştım. O okuldayken işleri daha kolay ve verimli bir şekilde organize edebildiğimiz için onu okuldan aldıktan sonra ailecek daha keyifli zaman geçirebiliyorduk. Ama özellikle 4 yaş sendromu dönemlerine girince (bizim evde 2 yaş sendromu 4’inkinin yanında kanımca pamuk gibi yumuşacık kalır) hafta sonlarında annemde eskiden gözlemlediğim o hayattan soğutan “ekşimtrak ifade” bende de belirmeye başladı.

IMG_4120Etrafında Sebastian gibi sürekli olarak dönmeni bekleyen talepkar bir çocuk nedeniyle Pazartesilerin anlamının benim için aslında çoktan değiştiğini fark ettim. Pazartesi benim hafta sonum başlıyordu! Pazartesi sessizlikti, hafta sonu biriken gazetelerden olan biteni takip edebilmekti. Pazartesi kendine dönebilmekti, Ali Baba’nın çiftliği yerine sevdiğin müziği bölünmeden dinleyebilmekti, ya da askıya aldığın işini bitirebilmenin huzuruydu. Pazartesi bir arkadaşınla sohbet ederken sıcak bir kahveyi yudumlayabilmekti. Pazartesi çok şey olmuştu anne olduktan sonra bana. İyi ki varsın Pazartesi. 2016’da en favori günüm olacaksın.

Tekrar iş hayatına dönene kadar 🙂

Mammaturca

(Visited 221 times, 1 visits today)
0

Annelere özel hafta sonu: Pazartesi” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir