Deprem, insanın kendine yakışanı giymesidir

Tuhaf başlık, değil mi?

Ama deprem ve sözüm ona artçıları sonrası (ki bence hepsi kendi çapında farklı farklı depremler) siz ne kadar sağlıklı düşünebiliyorsunuz? Hepimizin kafasında bir huni, gezipdururuz ortalıkta.

Ne güzel, bir süredir alışmıştık ayağımızı yere sağlam basmaya. Sonra dün, kimine göre ay tutulmasından mıdır ya da merkür retrosundan mıdır nedir bilinmez, sevgili deprem bize kendini yeniden hatırlattı. Son haftalarda azıcık aklım yerine gelmişken şimdi kalanla idare etmeye çalışıyorum. Sadece ben değil, Bodrum’da yaşayan çoğu insan böyle, hepimiz travmatik olduk. Bugün girdiğim bir iş yerinde kapıyı biraz hızlı açtım diye içerideki çalışanların bir kaçı kendini yere attı, kendilerine gelmeleri 5 dakika sürdü, deprem oluyor sanmışlar. Benim tek amacım sıcaktan bunaldığım için bir an önce kendimi içeri atmaktı, kimseyi korkutmak değil 🙂 Çoğumuz en ufak bir sallantıda richter şiddetini tahmin edecek kadar deprem uzmanı olduk, artık Kandilli’ye bakmıyoruz bile! Hangi sarsıntının 5’in üzerinde ya da altında olduğunu çok iyi tutturuyorum. Daha zamanı belli olmayan bir süre daha bu şekilde yaşamayı öğreneceğiz. Ve çocuklarımıza da deprem anında yaşam üçgeni ile kendilerini olası bir göçük durumundan nasıl koruyabileceklerini anlatmamız gerekiyor. Şu linke tıkladığınızda Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın yaşam üçgeni ile ilgili detaylı yazısını bulabilirsiniz. Bence Bodrum’daki eğitim kurumlarının da okulların başlamasıyla birlikte öğrencilerine okulda, evde ya da sokakta depremde hayatta kalma yöntemlerinden bahsetmeleri iyi olabilir. 

Eski Bodrumlulardan öğrendiğim kadarıyla Bodrum’un tarihinde böyle bir deprem yaşanmamış, tarihe tanıklık etmek bize kısmetmiş demek ki.

2017 yazının ortalarında sıcağıydı, depremiydi, çocukla yaz tatiliydi, misafiriydi derken (Bodrumluysan yazın misafirin bitmez) benim kafam aynen aşağıda gördüğünüz görseldeki kıvama geldi. Ne okuduğumu anlıyorum ne baktığımı görüyorum, kafamda sürekli bir kaos hissi var.

Biraz rahatlamak için mola verdiğim bir an Bodrum’da yaşayan çoğu annenin durumuna hitap edeceğini düşündüğüm bir şiir yazdım 🙂 Hayatımda bir ilk! Yunus Emre’den biraz etkilenmiş olabilirim 🙂

Yaz tatili başladı derken yarısı gitti

Denizi, depremi, richteri beynimi eritti

Yine “Anneaaahh, ben sıkıldım” mı dedi biri
Haydi aktivite yapalım o zaman gari
Oralarda varmı der naçar ana 
Var mı şöyle garip bencileyin 
 
Gezdim Metro ile Kipa’yı
Topladım yine onlarca el işi ürünü
Krapon kağıdı, şönil, prit, sim
Yeter ki oyalansın bebeler, göreyim gün yüzü
Oralarda var mı der naçar ana
Var mı şöyle garip bencileyin
 
Köpük tabaktan balık, pet şişeden kirpi
Oldum Derya Şensoy’un Bodrum’daki rakibi
Yeter ki istemesin ne televizyonu ne tableti
Unschooling anaları neyler tüm sene demi
Oralarda var mı der naçar ana 
Var mı şöyle garip bencileyin
 
Çocukken ben bilirdim bezirganbaşı, seksek
Bu nesil der ki hadi oynayalım kinetik kum, oobleck
Carioca, Faber, Mon Ami, olmasın yine Tsunami
Hani ne güzel oynuyoduk, bu çocuk şimdi nereye gitti
Oralarda var mı der naçar ana 
Var mı şöyle garip bencileyin
 
Hey naçar ana, haziran geldi sevindin neyine
Bulunmaz şimdi derdine bi çare
Bu feryadın fuzuli, daha var okul açılmasına
Sonra arayacan bu günleri hasretle mumla 
Bırak tadını çıkar hazır yanındayken beben
Sonra evden ayrılıp gidince hep edicen ona sitem
 
Eser: Naçar Ana Elif  (Hop sallandık mı yine!!)
Benim gibi Naçar Ana olanlar haydi parmak kaldırsın 😉

 

(Visited 270 times, 1 visits today)
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir