MaMMaBODRUM Ceren Karasu Uğur

Blogda şimdiye kadar tanıştığımız MaMMaBODRUM konukları büyük şehirlerden buraya gelip sonradan Bodrumlu olan annelerdi.

Bu kez konuğumuz %100 yerli Bodrumlu olan Ceren Karasu. Bir dönem kaotik şehir yaşantısını deneyimleyip koşa koşa tilki dükkanına geri dönmüş. İyi ki de dönmüş. Kendi çocukluğunda Bodrum’da yaşadığı o güzel anıları şimdilerde 5 yaşındaki oğluyla kümesten yumurta, tepelerden ot toplarken yeniden yaşıyor. Büyüdüğü ve büyülendiği Bodrum’da çocuk ve anne olmayı gelin kendi ağzından dinleyelim.

Merhaba!..

Elif’in yönelttiği sorular peşinde size benim ve hayatımın kısa bir tarifini yapacağım. Bodrum’daIMG_7840 hayat yavaş ve sindirilerek yaşandığı için yazının çok uzun olması mümkün değil. İçinde stres ve üzüntüye ilişkin bir çok açıklama da olmayacak. Hatta kaygı ve gelecek korkusundan uzak olan bu yazıda aktaracağım sıradan hayatım huzurlu portresi ile büyük şehirde yaşayan blog takipçileri için sinir bozucu da olabilir. Ama özetlemek gerekirse:

Adım Ceren. Bodrumluyum. Bodrum’un anlatılmaya doyum olmaz kasaba döneminin sonlarına yetişen çocukluğum sayesinde bir çok anı biriktirdim. Taşına, havasına, denizine ve poyrazına bağımlı hale gelmemin tek nedeni bu. Üniversiteyi okumak için gittiğim İstanbul’da artan özlemiyle 13 yıl yaşadım. İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema okuyup aynı alanda yüksek lisans yaptım. Çalışma hayatıma ise televizyon ve reklam ajanslarında devam ettim. 2006 yılında Ümit ile evlendim. Kurucusu olduğu ajansta beraber çalışmaya başladık. Bodrum aşkı eşime işleyince ikimiz de İstanbul’da yaşlanmak istemediğimizin farkına vardık.

Bodrum’a taşınma kararını almamızdaki en büyük neden ise sevgili oğlumuz Ege. 2010 yılında dünyaya gelen Ege’ nin İstanbul’da büyümesine gönlümüz razı olmadı. Ege 2 yaşındayken 2012 Kasım ayında Bodrum’ a geri döndüm.FullSizeRender

Döndükten sonra Bodrum’da bildiğimiz işi yapmaya karar verdik ve İstanbul bağlantılarımızı koruyarak merkezde ajansımızı açtık. İş hayatında oldukça sakin bir trafiğe sahip olduğunu o zamana kadar bilmiyorduk. Reklam işleri ise bizim alıştığımız düzenin ve temponun çok dışındaydı. Günlerimizi doldurmak ve alıştığımız üretim temposuna kavuşmak için bir e-ticaret sitesi kurduk. Kadın ayakkabısı sattığımız zenpati.com ile 1 yıla yakın Bodrum’dan satış gerçekleştirdik ve halen aktif olan site İstanbul’dan hizmet vermeye devam ediyor.

Reklam ajanslarında küçük yerlerde beklenen hizmetin baskı dahil olması ve mevcut ajansın daha verimli olarak çalışabilmesi için ise Bodrum Merkez’de BOM (Bodrum Ozalit Merkezi’ni) kurarak iş kolunu genişlettik.

Ben ne mi yapıyorum? “Bodrum’da yaşamakla kalmayıp Bodrum’u yaşıyorum”. Şu anda iş hayatında aktif bir rol oynadığım yok açıkçası. Hafif bir dinlenme döneminin içindeyim. Freelance metin yazarlığı yapıyor, cerodio.blogspot.com bloğumu yönetiyor, Access Bars uygulayıcılığı yapıp, ailemize ait Yaka Altı Zeytinyağları’nın satışını gerçekleştiriyorum.

cerenEge 5 yaşında ve hazırlığa gidiyor. Onun okulda olduğu kendime ait zaman dilimlerinde, yaptığım işlerin yanı sıra bol bol kitap okuyup, yazıyorum. Bloğumda yayınladığım öykü ve “Oğluma Emanetlerim” yazı dizisini geliştirip kitaba dökmek için çalışıyorum. Sanıyorum sabah 09:00 akşam 17:00 saatleri arasında spor ve dost sohbetlerini de sayarsak oldukça doyurucu bir hayatım oluyor.

Okul çıkışında, karnı aç ve yorgunluktan seciyesi değişmiş bir Ege ile hafta içi ne yapılırsa onu yapıyoruz. Genellikle eve gitmek istese de kandırırsam limandan yürüyüp balıkçılardan balık alıp konuşa konuşa eve döndüğümüz akşamlar, Cuma pazarında her tezgahtan bir şeyler araklayarak karnını doyurduğu zamanlar, çarşıya indiğimizde selam verip konuştuğum insanlardan bunalıp “Yeter artık herkesi tanıma!” diye haykırdığı anlar, iyi ki gelmişim dediğim anlar oluyor.

Hafta sonları bir AVM’de atariye para atmak yerine denize taş attığımız, şehrin trafiğinde sıkışıp kalmak yerine anneannesi ve dedesiyle zeytin elediğimiz, marketlerden brokoli almaktansa tarladan kuzu kulağı toplayıp yediğimiz zamanlar şükrettiğimiz zamanlar.

Ege çıkarma işlemini kümesimizden aldığı yumurtaları minicik ellerinde taşıyamayarak düşürdüğü zaman öğrendi. Sütün nereden geldiğini Fatma teyze ineğini sağarken, otları anneannesiyle dolaştığı tepelerde, mantarı köreğinin altında bularak tanıdı. Çileğini kendi yetiştirdi, mangala etini kendi attı, gece denize girdi. Anneannesiyle makarnasını yaptı, dedesiyle golf ile tanıştı. İlk evcil hayvanı kucağından bırakmadığı tavuğu oldu.

Kendi çocukluğumdan aklımda kalan ne varsa ona yaşatmayı istemiştim hep. Sanırım daha fazlasını yaşıyor. Sıkılıp bunaldığımız anlar yok değil. Ege için farklı sosyal alanlar aradığımız, deneyimlemesini istediğimiz faaliyetler olmuyor da değil. Bu yüzden bir ayağımızın İstanbul’da durması işimize yarıyor. İstanbul’da turist olmak, kasiyerin fişe yazacağı adrese Bodrum demek, arkadaşlarınla buluşunca yüzündeki gülümsemenin nedeninin yaşadığın kente çıkması, ters istikamet olduğu için hafta sonu dahil uygun uçak bileti bulabilmek keyifli detaylar arasında.

IMG_8265

 

Büyüdüğüm ve büyülendiğim kasaba Bodrum

Beklentinin ne olduğunu bilmiyorum açıkçası ama herkes yaşadığı şehri farklı sebeplerden bırakıp yeni bir adres bulabilir. Bodrum genellikle mutlu olmak için gelinen bazıları için de son adres olması umut edilen bir kent. Beklentiniz mutlu olmaksa buna, sadece burada yaşayarak değil burayı yaşayarak sahip olabilirsiniz. Şehrin kalabalığını yüreğinizden atığınız ya da Bodrum’u kendinize benzetmeye çalışmadığınız sürece mutlu olmamanız için bir engel yok. Kendinizi dar sokakların yavaş ruhuna bırakın sadece. Emin olun çocuklarınız için doğru yerdesiniz ve onlar sizden çok daha hızlı alışacak doğaya ve doğala.

Bodrum benim büyüdüğüm ve büyülendiğim kasaba… Çocukluğum bahçelerde, tarlalarda, komşularla sokaklarda geçti. Meyveyi ağacından toplayıp, balığı denizden tuttum. Zamanımız bol ve kaygılarımız azdı.
Şimdi çocukluğumu veriyorum oğluma zeytin ağaçlarının arasında, irmelerde, patikalarda, araba geçmez dar sokaklarda, mandalina bahçelerinde, poyrazda deniz kıyısında, Cuma pazarının yeşil tezgahlarında ve Fatma teyzenin ineğinden taze sağılmış sıcacık bir bardak süt ile her gece yatağında…

Mammaturca

(Visited 689 times, 1 visits today)

MaMMaBODRUM Ceren Karasu Uğur” üzerine 2 düşünce

  1. SAADET TEKIN

    Merhaba Ceren.
    Bende 2000 yilinin Temmuz ayinda zorla geldigim Bodrum’a (daha dogrusu Yahsi’ye) Zeferia Plaj’da yuzerken vuruldum.Gelis o gelis.Geriye donuk olarak her yaz tatilimizi 15 gun kadar burada geciriyorduk ama sadece okadar. Is nedeniyle gelipde her mevsimi burada yasayinca olanlar oldu.Gelisimin 4. gununde Yahsi”de yuzdukten sonra oyle bir dua ettimki yaradana,(burada bana bir yasam saglamasi icin) kiyamadi bana.Veeee hala buradayim.Kendimi kutluyorum herzaman bu karari verdigim icin.
    Yahsiyalida, kis-yaz yerlilerin yasadigi bir mahallede (ev ararken ozellikle yelesik olmasina ozen gostermistim) hala ineklerin,tavuklarin,koyunlarin oldugu ve mandalin bahcelerinde mandalinleri gorerek yasiyorum ,cok mutluyum.Sizinlede tanismayi cok istiyorum..

    Yanıtla
  2. Ceren

    Ben de çok isterim Saadet hanım. Ne iyi etmişssiniz de gelmişssiniz ne kadar istemişsiniz ki vazgeçmemiş yerleşmissiniz. Görüşmek ve tanışmak dileğiyle… İyi akşamlar

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir