MaMMaBODRUM Ceyhan Witzel

 

Sosyal medyanın insanların hayatını gün içinde ne kadar bloke ettiği tartışıladursun bazen de size çok güzel fırsatlar sunabiliyor. Sosyal medya platformlarından birinde işte bu sayede buluşup çok güzel bir sohbet imkanı bulduğum Bodrum’un yeni annelerinden Ceyhan Witzel ile tanıştım. Kendisi oldukça donanımlı bir anne. İlk kışlarını geçirecekleri Bodrum’daki yaşantılarından ve “Unschooling” den (okulsuz eğitim) bahsettik. Witzel’in çocukları okulsuz eğitim görüyor. Nasıl mı? Gelin kendisinden dinleyin.

cw 1

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Aileniz ve Bodrum’a yerleşmeden önceki yaptıklarınızdan ve kariyerinizden.

En çok spontane anne kahvesi buluşmalarından, bana çiçek hediye edilmesinden hoşlanırım, çat kapı yemekli dost sohbetlerden keyif alırım, meditasyon yapıyorum örgü örerek, yalnız seyahat etmeyi severim ama en güzeli kız arkadaşlarımla tatil hayalleri kurmak, sıkı bir belgesel ve sosyal medya takipçisiyim, spor yapan insanlara hayranım, sadece Güneş’in peşinden koşarım, Bodrum’a da bu yüzden yerleştim. 5 yıl ailece İstanbul’da yaşadık, hadi dedik bu kadar büyük şehir hayatı yeter. Zaten uzunca bir süre Berlin’de, doğduğum şehirde yaşadık, çevirmenlik yaptım. Kızımın doğumu ile birlikte annelik serüvenim 2005’de başladı. 2008 yılında ikinci çocuğumun dünyaya gelmesi ile birlikte tam zamanlı ebeveynlik hayatıma, veli inisiyatifi anaokullarında alternatif eğitim gönüllüsü olarak çalışmak da eklendi. Ankara da Alman Filolojisi okudum ıkına sıkıla, tadı tuzu yerinde, beni enine boyuna büyüten çok güzel dostluklar kurdum orada, hayat boyu süren. Amatörce psikoloji okuyorum, şifa niyetine. Bu kadar yakından ve iç içe eğitimle haşır neşir olunca Çocuk Gelişimi ve Pedagojik eğitim alayım olsun bitsin dedim, ardından Orff eğitim yaklaşımına dayalı müzikli Moda Kids Club oyun gruplarımı kurdum. 2011’den beri İstanbul’da anne – baba ve çocuklarla (1 -3 yaş) birlikte çalışma fırsatı buldum. Bunun yanı sıra bebek masajı uzmanı ve anne-bebek yogası eğitmeni olarak da bebekli anne ve babalara eğitimler ve kurslar vermeye devam ediyorum. En büyük hayalim ekolojik bir çocuk çiftliği kurmak:)

Bodrum’a yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı ve ne zaman yerleştiniz?

Sanırım bir, bir buçuk sene önce İstanbul’dan taşınma fikri içimizde filizlenmeye başladı. Tohumlar da yazın Fethiye’ye yaptığımız yaz kampı sırasında bir yerlerden içimize yerleşmiş olmalı:) Zaten Unschooling (okulsuz eğitim) hikayesi de burada başlıyor.

Bodrum’da yaşamaya kolay adapte olabildiniz mi? Burada yaşamak yerleşmeden önce hayal ettiğiniz gibi mi gerçekleşti? Büyük şehir yaşantısına kıyasla burada yaşamanın avantaj ve dezavantajları sizce nelerdir?

Biz çok kolay adapte olduk, ben de eşim de en son 1996’da Bodrum’a gelmiştik. Aslına bakarsanız bu kadar şehirleşmiş beklemiyordum Bodrum’u, herkes söylüyordu da bu kadar büyüdüğünü tahmin etmemiştim. Bu durum beni biraz hayal kırıklığına uğratmadı desem yalan olur. Burada yaşamının en büyük güzelliği sakinliği, biz yarımadanın en batısında yaşıyoruz, trafik yok, sessiz, sakin, huzurlu, havası temiz, güneşi ve özellikle bu mevsimde ışığı bence büyüleyici. Deniz yürüme mesafesinde, doğa ile iç içe olmaktan daha güzel ne olabilir, ne iyi ettik de geldik.

Çocuklarınızın yaşları ve eğitimleri nedir?

Kızım 10, oğlum 7 yaşında. Kızım ilkokulu bitirdi, oğlum 1. sınıftan terk.

Çocuklarınıza okulsuz eğitim vermeye ne zaman ve nasıl karar verdiniz? Okulsuz eğitim (unschooling) nedir bize biraz bahseder misiniz? Okulsuz eğitimi tercih etmenizin nedenleri neydi?

Benim görüşüme göre “Unschooling” okulsuz/okulsuz eğitim demek. Okuldaki geleneksel/ kurumsal eğitim öğretim biçiminin aksine, okulsuz eğitim, doğal ve serbest öğrenme olarak adlandırılan bir yaşam biçimidir. Öğrenmeyi ve yaşamı iç içe algılayan ve temel alan bu yaklaşım, tıpkı, bebeklerin emeklemeyi, yürümeyi veya konuşmayı nasıl doğal ve içten gelen bir motivasyon ile öğreniyorlarsa, her çocuğun da kendi hızında yaşam ile ilgili her şeyi kendi başına ve istediği zaman öğrenebileceğini savunmaktadır. Ki bizde bu görüşü benimsiyoruz.

Geleneksel okul eğitimi dış motivasyon odaklı ve belli bir sürede her çocuğun ne öğrenmesi gerektiğini karar vererek hazır bilgi paketleri sunmaya çalışırken, “Unschooling” temel olarak çocuğun iç motivasyonu ve merak duygusuna odaklıdır, her insanın kendi içindeki varlığını ortaya çıkartacak ve onu geliştirecek potansiyele ve bilgiye doğuştan sahip olduğunu, çocukların bu zenginliği ortaya çıkarabilmeleri için yetişkinlerin sadece uygun ve hazır çevreyi sunmaları gerektiğini söyler. Tıpkı Montessori Pedagojisinde olduğu gibi “kendi kendine öğrenme fırsatının” tanınması gerektiğini belirtiyor. Örneğin, çocuğun ilgilendiği konu ile ilgili kaynak, kitap, internet de güvenli bir şekilde araştırma fırsatını sunmak, konu ile ilgili kişilerle bir araya gelmek, müze ziyaretleri, doğa, çevre ve yurt dışı gezileri düzenlemek, atölye ve etkinlik katılımlarını sağlamak gibi imkanları sunmak gerekiyor.

Kurumsal eğitim ile arasındaki farkları biraz açmak gerekirse kısaca şöyle özetlenebilir;

– Unschooling de ders ve belli konular yoktur. Sabah 8:00 den akşam 16:00 ya kadar belirlenmiş blok halinde öğrenme zamanları yoktur.

– Ne öğrenmek istediğini çocuk kendi belirler yetişkinler değil.

Yani hedefini çocuk kendi belirliyor, okul da hedefleri yöneticiler belirliyor.

– Okulda bir yıl içerisinde belli bir müfredat işlenmek zorundadır, okulsuz eğitimde çocuk kendi hızında istediği şeyleri öğrenir.

– Okulsuz eğitimde öğrenme, dört duvar arasında yani sınıf ve okul binası içersinde değil, her an her yerde gerçekleşebilir.

– Çocuğun öğrenmek için zamanı vardır, ödev yapmak zorunda değildir.

Biz bu kararı almadan önce kendi aramızda çok tartıştık, konuştuk, araştırdık, okuduk bu konuda uzmanları dinledik, okulsuz eğitimden gelen insanları dinledik, belgeseller izledik, fikrimizi çocuklarımızla paylaştık, en sonunda kalbimizi dinledik ve çocuklarımızın çocukluklarını yaşamalarının, oyun oynamalarının, yapmak istediklerine kendilerinin karar vermelerinin, kimseyle kıyaslanmadan, yeteneklerini keşfetmelerinin, doğada olmalarının, öğrenme şevklerinin kırılmamasının her şeyden daha doğru olduğuna inandık.

cw 2

Çocuklarınızla ortak mı karar aldınız? Ve bu kararı çocuklar nasıl karşıladı? Okula gitmek istedikleri hiç oluyor mu?

Çocuklarımıza bakın böyle böyle bir şey de var, okulsuz eğitimin ne olduğunu anlattık, okula gitmeye devam etmek istiyor musunuz diye sorduk, ikisi de istemedi. Tabi gitmek isterlerse de gidebilirler ancak ikisinin de böyle bir talebi yok, şimdilik. Sadece İstanbul’daki arkadaşlarını özlüyorlar.

Evdeki eğitim programınız nedir? Eğitimin tümünü siz mi veriyorsunuz? Ders programını nasıl hazırlıyorsunuz?  Okul bir nevi sosyalleşmeyi de sağlıyor. Çocuklar okula gitmedikleri için sosyalleşmede bir sıkıntı duyuluyor mu?

Hayır, evde herhangi bir eğitim programı uygulamıyoruz. “Unschooling” çok geniş bir kavram ve her ailenin dinamiklerine göre değişiyor. Eşim evden çalışıyor, biz sırf bu sebepten dolayı büyük şehirden taşınma kararı aldık, yani çevresel faktörler önemli. Biz çocukların istekleri doğrultusunda en çok sanat müzik ve spor ile ilgili imkanlar sunmayı önemsiyoruz. Kızım çocuk korosuna, jimnastiğe, piyano ve seramik kursuna, oğlum bunlara ek olarak karateye gidiyor, böylece neredeyse her gün yaşıtları ile bir araya gelerek vakit geçiriyorlar ve sosyalleşebiliyorlar. Hafta sonlarını bazen de hafta içi doğada deniz kenarında yürüyüşler yapıyoruz, balık tutmaya gidiyoruz.

Çocukları okula göndermediğiniz için etrafınızdan ne gibi tepkiler alıyorsunuz? Daha çok pozitif mi negatif mi?

Bugüne kadar o kadar güzel ve olumlu tepkiler aldık ki ben bile çok şaşırdım. Kiminle konuşsam sanki herkes Unschooligci 🙂 yani Türkiye’de yasal düzenlemeler getirilse herkes yapacak. Şaka bir tarafa ama herkes eğitim sisteminden muzdarip o yüzden okulsuz eğitim konusu hep ilgi ile karşılanıyor.

Okula gitmedikleri için diploma ya da lisans belgesi alamamaları onların gelecekteki kariyerlerini sizce nasıl etkileyecektir?

Biz çocuklarımızı bugünün şartları ve bugünün mesleklerine hazırlamaya çalışıyoruz öyle değil mi? Yetenek geliştirmiyor, tam tersine öğütüyoruz, A tipileştiriyoruz. Oysa her şey çok hızlı gelişiyor ve 10 -15 yıl sonra bizleri nelerin beklediğini kimse bilmiyor. 10 yıl önce “Blogger” veya “Facebook Menajeri” meslek olacak deselerdi yok artık der güler geçerdik. Eğitim sitemleri artık online e-learning çağına doğru evriliyor. Meslek eğitimi almak ve hatta üniversiteyi bile evden okuyabilmeniz mümkün artık. Bunun için senelerce okula gitmeniz gerekmiyor. Eğitim siteminin bu haliyle gelecekte de çok yetersiz kalacağına inanıyorum. Bugün okula giden çocukların geleceği garanti mi? Hiç sanmıyorum. Ama illa ki bir diploma almak gerekli olursa dışarıdan denkleştirme sınavlarına çalışıp girebilirler.

cw 3

Çoğu anne için eylül ayında okullar başladığı zaman bayram ilan edilir 🙂 Siz okulsuz eğitimi tercih ettiğiniz için sanıyorum 24 saat birliktesiniz. Bu durum bir anne olarak sizi zorlamıyor mu?

Bu soruyu sormadınız varsayıyorum 🙂 , şaka bir yana hayır önemli bir soru(n) tabi, sınırlarım çok zorlanıyor. Özellikle iki çocuğun birbiri ile kavgaları ve aynı anda farklı ihtiyaçları olması.

Okulsuz eğitimi tercih eden bir anne olarak kendinize nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Çocuklar tüm gün evde olsalar da sürekli benimle ilgilenmiyorlar. İki çocuğun avantajı da burada başlıyor, birlikte çok oynuyorlar, arada kavgalar da oluyor tabii haliyle. Gün içerisinde dinlenme zamanı, müzikli kitap okuma saatimiz var. Akşam saat 19:00’den sonrasını anne – baba zamanı ilan ettik. Örneğin, onların bir atölye veya kursları varsa kahve içmeye, ya da yemek yemeye gidiyorum. Ama çok bunaldığımda seyahat ediyorum. İki, üç gün kafa açmak tekrar nefes aldırıyor.

Bodrum’daki okulları hiç araştırdınız mı? 

 Hayır araştırmadım.

Daha önce Almanya’da yaşayan biri olarak Türkiye’deki eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz? Oradaki eğitim sistemiyle Türk eğitim sistemini kısaca kıyaslar mısınız?

Almanya’daki eğitim sistemi ile Türkiye’nin eğitim sistemini mukayese etmek gerçekten çok zor, çünkü sosyal ve ekonomik faktörler, aile yapısı, kültürel farklılıklar ve toplumsal değerler birbirlerinden o kadar farklı ki karşılaştırırsam bu yazı hiç bitmez 🙂

Bodrum’da çocuklarınızla en çok neleri yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Dağ tepe gezmeyi çok seviyoruz. Keşfedecek çok şey var daha.

Bodrum’da çocuklarla gitmekten keyif aldığınız favori mekanlarınız var mı?

Çocukların en favori restoranları Gümüşlük’te Limon, Bodrum merkezde Big Chefs ve Arka Pizza.

Bodrum’a yeni yerleşen annelere ya da Bodrum’daki taze annelere Bodrum’da çocuklu yaşam hakkında tavsiyeleriniz neler olur?

Bodrum’un anneleri grubuna üye olun Elif’ i takip edin derim:)

 

Mammaturca 

(Visited 758 times, 1 visits today)