MAMMABODRUM REGINA RÖTTGEN

Uzuuuun  bir aradan sonra yeni bir Mammabodrum annesi ile tanışmaya ne dersiniz?

Bu köşede bir konuk ağırlamayalı o kadar uzun bir ara oldu ki. Gelen gideni aratmasın ama sanırım kişisel tarihimde 2016 hiç unutmayacağım bir yıl olacak. Bu yüzden bloga bu yıl pek zaman ayıramadım ve bundan çok rahatsızım. Ama eminim bana olduğu gibi pek çoğunuza iyi davranmadı hain 2016. 1 Ocak 2017 itibariyle her şey sıfırlanıp sanki yeni bir hayata başlayacakmışız hissi ise bu yıl için bende pek yok :/

Yine de bir umut, yeni yıl yeni başlangıçlar olsun dileğiyle” 2017, lütfen sen bize iyi davran.” diye dua edelim!

Regina Röttgen’i sosyal medyadan birçoğunuzun tanıyacağını tahmin ediyorum. Xlargeaile isimli blogunda iki çocuklu hayatından bahsediyor ve Alternatif Anne yazarlarından. Tam bir hayvansever. 2 kedi,130 tavuk ve 10 köpeğiyle birlikte bir süre önce Bodrum’a yerleştiler. Bu röportajı aslında çok önce hazırlamıştık ancak şimdi yayınlamaya fırsat oldu, gecikme için affına sığınıyorum Regina 🙂

p1030487

Bodrum’a hoş geldin Regina. Ne kadar oldu buraya yerleşeli? 

Hoş bulduk Elif. Bodrum’a taşınalı Kasım’da bir yıl oldu.

İstanbul’da olmanıza rağmen şehir hayatından uzakta bir aile yaşantınız vardı. İnsanların Bodrum’u tercih etmelerinin sebebi genellikle şehir hayatının kaosundan kaçmak. Peki siz İstanbul’daki köy yaşantısını bırakıp Bodrum’a gelmeyi neden tercih ettiniz?

İstanbul’da Şile’nin köylerinden birinde yaşıyorduk. Çünkü “önce kariyer” diyen bir çift değiliz. İkinci çocuğumuza hamile kalınca kendimize bunu sorduk: Yaşamak için ne kadar paraya ihtiyacımız var, bu para için ne kadar çalışmak zorundayız ve hayatta bizim için neler önemli? Birbirimize, çocuklarımıza ve kendimize vakit ayırmak ve doğada yaşamak bizim için önemli olduğuna karar verdik ve ikimiz evden yürütebileceğimiz işleri bulduk veya yarattık.
Yaklaşık dört yıl önce, iklimi daha ılımlı, insanların daha “bize göre” olduğu bir yere taşınmak istediğimizi anladık. Şile’de de büyükşehrin stresinden uzaktık ama yine de ayda birkaç kere İstanbul’a gitmek zorunda kalıyorduk. Ondan da uzaklaşmak istedik. Ancak önce evimizin satılması gerekiyordu. Geçen yıl Eylül ayında bir alıcı bulunca planımızı nihayet gerçekleştirebildik. Geriye dönük bunun çok doğru bir karar olduğunu söyleyebilirim!

Bodrum’ a gelmeden önce burada hangi bölgede yaşamak istediğinizi nasıl belirlediniz? Gelmeden önce Bodrum’u iyi tanıyor muydunuz?

Doğruyu söylemek gerekirse, Bodrum’a taşınmamız tamamen tesadüf oldu. Aklımızda İzmir’in batısı ile Fethiye arasında herhangi bir yer vardı. Bir yandan evimizin satışını yaptık diğer yandan internette emlak ilanlarını tarayıp aradık. Ailemize ve bütçemize uygun bir ev bulmak kolay değil, dolayısıyla piyasada çok fazla seçenek de yoktu.

Bodrum’da ev bulmak zordur. Aradığınız evi kolay bulabildiniz mi? Yaşadığınız yerden memnun musunuz?

Urla’dan Bodrum’a kadar bulduğumuz 4-5 eve baktık, bazıları bize uymadı, bazı bölgeleri sevmedik. En son baktığımız ev Bodrum’daydı, bugün içinde yaşadığımız evdi. Bodrum’a geleli 20 yıl olmuştu. Mutlaka çok değişmiştir dedik, ama merkeze bile gitmedik. Bir an önce geri dönüşe geçmek zorundaydık ve ancak eve bakmaya vakit kalmıştı. Mumcular ile Bodrum merkezin ortasında, küçük iki köyün arasındaki o evi görür görmek bizim için inşaat edildiğini anlamıştım. Satan aile bizim gibi iki erkek çocuğu olan yabancı bir aileydi. İhtiyaçlarımız birebir örtüşüyordu. Burayı gerçekten çok seviyoruz. Çocuklar istedikleri gibi oyun oynayabilir, kediler ve köpeklerimiz kimseyi rahatsız etmeden ses çıkarabilir, etrafı sessiz ve yaz kış yemyeşil. Harika komşularımız var. Çocuklar da süper arkadaşlar edindi.

Çocuklar buradaki hayata kolay uyum sağlayabildi mi?

Büyük oğlum taşındığımızda ilkokula yeni başlamıştı. Biraz zorluk çekeceğini bekliyorduk. Çok girişimci bir çocuk olduğu ve taşınmadan önce çocuklarla olumlu olumsuz her şey doğru ve düzgün konuştuğumuz için sanırım bir ay kadar kısa bir sürede uyum sağladı. Bir an önce sınıfa dâhil olmak istiyordu zaten, her gün nasıl gittiğini anlattı ve arada sırada benden tavsiye istedi. Küçük oğlum ana sınıfına gitti, o yüzden o daha hızlı uyum sağladı. Servisle gidip gelmek istedikleri için yakın çevreden de çok kolay arkadaş edindiler.

Bodrum’da çocuklu yaşamına avantajları ya da dezavantajları sence neler?

İstanbul’da yaşadığımız yerde çocuklara yönelik aktiviteler hemen hemen hiç yoktu. İstanbul’un en yakın semti bize 45 dakika uzaklıktaydı. Çocuklara yönelik bir şey yapmak yarım bazen tam gün demekti. Dolayısıyla aktiviteleri kendimiz yarattık, yüzme hocası, futbol hocası bulduk ve çocuklarımıza ders aldırdık mesela. Bodrum’da bize göre lüks bir hayatımız var. Bodrum’un merkezine sadece 25 dakika yolumuz var. Park yeri derdi de yok. Okul döneminde çocukları haftanın iki günü Gümbet’teki Belediye havuzuna Hülya Hanım’a yüzmeye, ardından büyük oğlumuzu merkezdeki Bodrum Spor Merkezi’ne Fatih Bey’e karate dersine götürüyoruz. Büyük oğlumu ayrıca hafta sonları iki gün Omurça’daki Bodrum Gençlik Gücüne Tansu Bey’e futbola götürüyoruz. Bir de çocuklar istedikçe Artemis Caddesine Hasan Cıngız’ın çok keyifli atölyelerine götürüyoruz.

p1030492

Spor, sanat ve müzik konularında çocuklarımızı serbest bırakıyoruz. İstanbul’dayken piyano dersi alıyorlardı ve seviyorlardı da, ama burada istemediler. Karate ve futbol büyük oğlum için ön planda, küçük oğlum yüzmeyi ve sanatsal faaliyetleri seviyor. Gitmek istedikleri kurslara düzenli gitmek şartıyla götürüyoruz. Yüzme hariç. Yüzme konusunda tavizimiz yok. Yüzmeyi artık iyi biliyorlar ancak yine de devam etmelerini istiyoruz, çünkü ilerideki birlikte kurguladığımız hayat planımızı gerçekleştirebilmemiz için bizim kadar iyi yüzme bilmeleri şart.
Okul açısından da bir zorluk çekmiyoruz, çünkü İstanbul’da burada da devlet okuluna yolluyoruz. Eşimle ben ücretsiz eğitime inanıyoruz, savunuyoruz ve destekliyoruz. En iyi okul en yakın okulun olduğunu inanıyoruz. Bu anlamda Bodrum bizim için bir dezavantaj değil, tam tersi avantaj sağlıyor çünkü yollar İstanbul’dan çok daha kısa ve güvenlidir.

Bildiğim kadarıyla birçok kedi ve köpeğiniz var. İki erkek çocukla beraber zorlamıyor mu seni? Seyahat ederken onları nereye bırakıyorsunuz?

İki arı kovanımız ve yumurtalarını sattığımız 130 civarında tavuğun yanı sıra iki kedi ve on köpeğimiz var, evet. Köpeklerin altısı evde bizimle yaşıyor. Çoğu Labrador, ama Maltez, Pug ve 10 yıldır bizimle yaşayan sokak köpeğimiz var. Hepsini İstanbul’dan buraya getirmek işin en zor kısmıydı. Bir arkadaş yardımıyla tüm hayvanlarımızı tek seferde ve hızlı bir şekilde buraya taşıyan bir pet taşımacısını bulmuştuk. İki köpek bizimle arabayla geldi, diğerleri pet taşımacısıyla.
O kadar evcil hayvan beni kesinlikle zorlamıyor. Tam aksine çok keyif veriyorlar. Köpeksiz bir hayat ben düşünemiyorum. Sadece bir veya iki köpeğimiz olsaydı hayatımız çok daha sakin ve kolay olup daha fazla vaktim olurdu, orası kesin. Bu kadar kalabalık bir ev çok büyük keyif veriyor, tabi ki o kadar da üzüntü oluyor, ama evimizde daima hayat var, daima bir şeyler oluyor, asla sıkılmıyoruz. Tabi ki seyahat şimdiye kadar imkânsızdı. Yakınlarımızda yaşayan akrabamızın olmadığı gibi köyde sürekli ne çocuk bakıcısı ne de hayvan bakıcısı bulmak mümkün. Bizde işler ters işliyor, seyahat eden kişilerin köpeklerine evimizde bakıyorduk. Köpek pansiyonculuğa burada da devam etmeyi düşünüyoruz. Hayvanlarımıza bakmayı teklif eden harika iki komşumuz var artık. Henüz bir yere gitmedik ama bu artık mümkün. Bunu bilmek bile güzel!

Bodrum’da çocuklarla ailecek en çok neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz? Sevdiğiniz mekânlar?

Yaşadığımız evin bahçesi ve etrafı çocuklara çok uygun olduğu için Bodrum’a gitmeye pek ihtiyaç duymuyoruz. Çocuklar arkadaşlarına gidiyor ya da arkadaşları bize geliyor. Buradaki ilk yılımız olduğu için bu yazı Bodrum yarım adasını keşfetmeye adadık. Ören’den Yalıkavak’a kadar plajların çoğuna gittik. Favorilerimiz Çökertme, Kargıcak ve Yalıçiftlik, çünkü hem bize daha yakınlar hem de denizi ile sahili çok temiz hem de hafta arası çok kalabalık değiller. Eşimle ben taşlı plajları kumlu plajlara tercih ediyoruz. Çocuklar bu konuda tabi ki hemfikir değil. Taşlı plajlarındaki tırmanabilecekleri tepeleri seviyorlar ancak kumda oynamayı da. O yüzden ayda bir kere Bitez veya Kargı gibi kumlu plajlara da gitmeyi çalışıyoruz. Bodrum yarımadasını denizden de görmek istedik. Şimdiye kadar üç farklı rotayı seyreden tekne turuna katıldık, üç tane daha var planımızda.
Geçen kış ve ilkbahar tadilatlarla geçtiği için şansımız olmadı ama bu yıl yaşadığımız bölgeyi, yani Karaova’yı yürüyüş yaparak ve bisikletle keşfetmeyi hedefliyoruz. Çeşit çeşit ot tanıyıp toplayacağız ve Şile’de de yaptığımız gibi çocuklarla bol bol mantara çıkacağız.

20160628_120645

Bize blogun xlargeaile’den ve genel yayın yönetmeni olduğun Alternatif Anne sitesinden biraz bahseder misin?

İki oğlum da yarım gün anaokuluna gitmeye başlayınca blog yazmaya başlamıştım. Yaklaşık iki yıl boyunca keyifle xlargeaile’ye devam ettim. Sonra başka platform ve dergiler için de yazmayı başladım. Alternatif Anne platformunun genel yayın yönetmenliğini üstlendim. Yaklaşık 35-40 yazar buluşturan çok güzel bir platform. Ancak bir baktım ki üstlendiğim işler çok fazla olmuş ve bana vakit kalmıyordu. Mart 2015’te bloguma devam etmemeye karar verdim. Ardından Alternatif Anne’deki işimin dışındaki tüm işleri bıraktım. Buraya taşınınca Bodrum’un yavaş hayatıyla tanıştık. İlk başta çok sinir bozucu olduysa da, hoşuma da gidiyordu. Kendi hayatımı çok fazla hızlı yaşadığıma karar verdim. Tadilatlarımız bitince boşa çıkacağımı düşünmüştüm ancak öyle olmadı, üstelik yapmak istediğim yeni projeler vardı. Tam yedi yıldır “bugün ne yapsam” veya “bugün hiçbir şey yapmayacağım” demediğimi diyemediğimi anladım. Bodrum’un yavaş hayatını cidden benimsemeye karar verdim.
Alternatif Anne’deki görevimden birkaç ay ayrıldım ve kendimi sosyal medyadan arındırdım. Herkese tavsiye ediyorum. O kadar güzel ki! Sosyal medyanın bizi ne kadar meşgul ettiğini, üstelik çoğunlukta bize önemli bir şey katmadan vaktimizi aldığını anladım. Twitter ve Instagram hesaplarımı kapattım, sosyal medya kullanımı Facebook’la sınırlandırdım. Sadece hafta içi akşamları yapmak istediğim başka şey yoksa kısaca bakıyorum artık. Bunun yerine yapmak istediğim fotoğrafçılık kursuna vakit buldum ve şu anda amatör denizci belgesi için ders çalışıyorum. Bir de para kazanmak adına yabancı dergiler için makale yazıyorum. Alternatif Anne için yazmaya devam ediyorum. Yani yine boş durmuyorum, duramıyorum zaten. Ama içim rahat, önceliklerimi daha farklı belirliyorum artık ve dolayısıyla günler hem stressiz hem de çok daha keyifli geçiyor.

Bodrum’a yeni taşınan annelere ya da anne adaylarına burada çocuk büyütmekle ilgili neler tavsiye edersin?

İstanbul ile kıyaslarsam, Bodrum’da çocuklara yönelik her şey bulabilirsiniz hem de yakın mesafelerde derim. Belki Ankaralı biri böyle düşünmeyecek ama İstanbullu için böyle. Benim dikkatimi çeken iki nokta var Bodrum’da. Bodrum iyi anlamda çok kuralcı bir yer ve ilgili yaptırımlar var ve uygulanıyor. Teknelerden tutun, inşaat yasağına, ateş yakma cezalarına kadar. Kontroller sıkı, cezalar ağır. Bu çok iyi bir şey. Türkiye’nin birçok bölgesi Bodrum’dan örnek alabilir bu konuda. Çocuklarımızın böyle şeylere tanık olmaları önemli, çünkü iyi örnekleri benimsemeleri daha kolaydır. Diğer yandan inanılmaz sayıda ücretsiz aktiviteler mevcut. Konserler, sergiler, festivaller ve çocuk aktiviteler öyle bol ki özellikle okul dönemi hemen hemen her hafta birden fazla sosyal aktivitelere ücretsiz katılma şansınız var Bodrum’da. Belediye ve derneklerin organize ettikleri günlük festivallerdeki belediyenin ücretiz yemek, tatlı, aktivite, vs hizmeti gerçekten harika. 17 yıl yaşadığım İstanbul’un farklı semtlerinin hiç birinde böyle bir hizmet görmedim. Ücretli olanları da eklenince hangilerine katılacağınızı şaşırıyorsunuz. Hem de tüm bunları denizin kenarında, doğanın içinde, birçok kişi tatil için gelmeye can attığı bir yerde acele etmeden yapıyorsunuz. Bir insan daha neler ister ki?

Röportaj: Mammaturca

(Visited 216 times, 1 visits today)